BLOGUMA HOSGELDÍNÍZ

EY KALPLERÍ CEVÍREN ALLAH´IM! KALBÍMÍ DÍNÍN ÜZERÍNE SABÍT KIL! Hz. MUHAMMED



21/3/2008

EKMEKLERÍM ve TATÍL



Ev- okul- blog derken aslinda yoruldum, hem de öyle ki sali günü canakkale sehitleri icin yayina verecegim resim yerine gününden öncesi Mevlid Kandilini ve ayindan öncesi Kutlu Dogum Haftasi mesaji yayinlamisim. Allah c.c razi olsun arkadasim http://nasibim.blogcu.com uyarmisdi da hemen yayindan kaldirmistim. Diyorum ki hazir buralarda paskalya tatili varken,  ben de cuma kahvaltisina;)) ailemin yanina Almanya´ya ucayim, 10 gün kalip hem hasret giderip, hem de bir güzel dinlenmis olarak evime- okuluma- bloguma döneyim. Gitmeden de, ayni hamurdan yaptigim kahvaltilik ekmekciklerimi ve özellikle ispanak yemeginin yaninda cok severek yedigimiz bazlama tarifimi sizlerle paylasayim.



KAHVALTILIK EKMEKCÍKLERÍM



MALZEMELER ve TARÍFÍ 12´ser tane icin:
1 kg un, 1 küp yas maya, tuz ve su karisimindan elde ettigimiz hamuru 1 saat dinlendirip kabarmasini sagliyoruz. 24 esit büyüklükte yumaklara ayiriyoruz. 12 tanesini firin tepsimize dizip, üzerine yumurta sarisi sürüp 250 c. isinmis firinimizda 15 dak. kadar kizarmaya birakiyoruz.  Firindan coiktiktan 15 dak. sonra kahvaltimizda servise sunuyoruz.
Diger kalan 12 yumagi ister el ile, ister merdane ile 3mm kalinliginda acip, tavada ters- düz edip pisiriyoruz.  Bazlamayi sicakken sade tereyagi ile de yaninda peynir, domates, acisivri biberlede yemek cok lezzetli, yaninda cayimizi unutmuyoruz elbette.

BUNLARDA BAZLAMALARIM



AFÍYET OLSUN


VE BEN OLMASAM DA, CUMA GÜNÜ ANISINA KÜCÜK BÍR SOHBET

 KAİDE-İ KURAL

1.Günah ve harama düşme endişesiyle şüpheli şeylerden uzak durmadıkça……. AKLIN FAYDASI OLMAZ

2.İlmin olmadıkça….ERDEMİN FAYDASI OLMAZ

3.Allah’a karşı alçak gönüllü bir duyarlılık sevgi ve ürperti duyguları taşımadıkça…..
KURTULMANIN FAYDASI OLMAZ

4.Adalet olmadıkça… YÖNETİMİN FAYDASI OLMAZ

5.Edep olmadıkça.. ASALETİN FAYDASI OLMAZ

6.Cömertlik olmadıkça.. ZENGİNLİĞİN FAYDASI OLMAZ

7.Güven olmadıkça.. SEVİNCİN FAYDASI OLMAZ

8.Kanaat olmadıkça... FAKİRLİĞİN FAYDASI OLMAZ

9.Alçak gönüllülük olmadıkça...
YÜKSELMENİN FAYDASI OLMAZ

10.Allah’ın başarıya ulaştırması olmadıkça...
ÇALIŞMANIN FAYDASI OLMAZ
(cünkü Allah c.c kalplerimizden geceni en iyi bilendir!)
Hz.ÖMER(R.A.)


ARKADASLARIMA, DOSTLARIMA, ZÍYARETCÍLERÍME VEL-HASIL ÜMMET-Í MUHAMMED´E: 

HAYIRLI CUMALAR ve saglikli, bol neseli bahargünleri diliyorum. Gidip dönmemek, gelip görmemek var! Hakkinizi helal ediniz. Bu yayini dünden hazirlamistim, döndügüm de telafi ziyaretlerinde bulunacagim insaAllah.

Selam ve dua ile...

  

ÍNŞAALLAH!  

20/3/2008

YOGURT TATLISI

GÜLSÜM hanimefendi, Ísvec´ten bir ziyaretcim olmasina cok sevindim. Ziyaretiniz, nazik yorumunuz icin cok tesekkür ediyorum, her zaman beklerim.





      MALZEMELER: 
3 yumurta,1 corba kasigi tozseker, 50 gr.eritilmis margarin, 3 cay bardagi un, 3 cay bardagi irmik,
3 cay bardagi yogurt, 2 cay kasigi kabartma tozu, 1 cay kasigi vanilya, üstüne süs icin h.cevizi veya cam fistigi.

SURUP:
4 su bardagi toz seker, 4,5 su bardagi su, 4-5 damla limon suyu.


PiSiRME SÜRESi:
180 derecede 20 dakika beklettikten sonra derecesini 160 a indirin bir 10-15 dakika daha bekletin. Firindan cikardiktan 20 dakika sonrada ilik surubunu dökün. (Ben görüntüsü biraz farkli olsun diye borcam kek kalibini kullanmistim. Serbet icin bu borcama aldim, dilimleyip resim cekememistim, cok telasliyim da;))))

NOT: Ben bu tarifi  www.portakalagaci.com  adresinden almistim. Kendim deneyip sonuctan memnun kalinca resimleyip ilgisini cekecek olanlarla paylasmak istedim. Bu arada, bu ve daha birbirinden guzel bircok tarifleri icin portakalagacina buradan tesekkurlerimi iletiyorum.

AFÍYET OLSUN...

 

19/3/2008

TATLI CÖREK





 PORSELEN DEMLÍK ÇAY SAATİ TARİFLERİ_19.

Ev sahibi arkadasimiz: http://yemekguncesi.blogcu.com




MALZEMELERÍMÍZ:
  • 1 yumurta
  • 4-5 yemek kasigi tozseker
  • 100gr. margarin (tereyagi) hafif eritiyoruz.
  • 100 ml. hafif ilitilmis süt
  • 10 gr.yas maya, bir fiske tuz.
  • aldigi kadar un.
ÍC MALZEMELERÍMÍZ:
  • 100 gr. margarin (tereyagi)
  • 100 gr.kadar tarcin (2 yemek kasigi dolusu)
  • 100 gr.kadar tozseker (2 yemek kasigi dolusu)
  • Badem ve findik (iri cekilmis)
  • Üzerine firina vermeden önce serpecegimiz bir miktar yaprak badem ve kartopu sekerler.
YAPILISI:
  1. Hamur malzemelerimizi yukaridaki sira ile ekleyerek kulak memesi yumusakliginda bir hamur elde edip, 1-1½  saat dinlendiriyoruz. Sonra bir büyük dikdörtgen seklinde merdane yardimi ile aciyoruz. Actigimiz hamurumuzun üzerine oda sicakliginda yumusamis margarinimizi (tereyagi) her tarafina sürüyoruz.
  2. Ícmalzemelerimizden tarcin, badem-findik karisimini ve toz sekeri bir kasede karistirip yagladigimiz üst yüzeye her tarafina esit sekilde serpiyoruz.                                                      
  3. Resimde görüldügü gibi rulo seklinde sarip, dilimlere kesiyoruz, vee yine resimde görüldügü sekilde üstüste dizip, yaprak bademlerimizi ve kartopu sekerlerimizide üzerine serpiyoruz.
  4. 200-220 derecede önceden isitilmis firinimizda 15 dak.kadar kizartiyoruz.
  5. Cikardiktan 15 dak.kadar en az 1 saat sonra servise sunuyoruz.
Diger sekillerde nasil yapabilirim diye sorarsaniz, buraya ve buraya
ve farkli malzemelerle nasil yapabilirim diyorsaniz Guldencehobi arkadasima yani buraya tiklayarak görebilirsiniz.
AFÍYET OLSUN


17/3/2008

SECME DUALAR

TAZÍYE

Cok Degerli Arkadasim Hatice Hanimefendinin esini kaybettigi haberini aldim. Meftaya Y.Rabbimden rahmet diliyorum, nur icinde yatsin, mekani cennet olsun insaAllah. Arkadasima, evlatlarina, tüm aile fertleri ve sevdiklerine bassagligi ve sabirlar diliyorum. Ruhuna el-fatiha! Amin.


http://maharetler.blogcu.com arkadasim hastalarimiza sifa duasi cagrisinda bulunmus. Buyurun hep beraber tüm hastalarimiza sifa, dertlilerimize deva olsun diye okuyalim.

HASTAYA OKUNACAK DUALAR:

Hasta ziyaretlerinde Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz'in okuduğu duaları hadis kitapları kaydetmiştir. Buna göre şu dualar Peygamberimiz'in hastalara okuduğu dualardır:
"Es'elü'llâhe'l-azîm. Rabbe'l-arşi'l-azîm en yeşfiyeke."
"Arş-ı Azimin Rabbi olan Allahü Azîmüşşan'dan sana şifalar ihsan etmesini dilerim."
Aile fertlerinin birinin hastalanması halinde Efendimiz mübarek elini hastanın alnına koyar, şöyle duâ ettiği olurdu:
"Allahümme Rabbenâ. Ezhibi'l-be'se, işfi, ente'ş-şâfi. Lâ şifâen illâ şifâüke, şifâen lâ yuğâdiru sekamen."
"Allah'ım, sen bütün insanların Rabbisin. Bu hastanın ızdırabını gider. Şifa ver. Şifayı veren sensin. Senden başka şifa yaratan yoktur. Ancak senin şifan vardır. Bu kuluna da hastalıktan eser bırakmayacak şekilde şifalar ihsan eyle." AMÍN.



ÍLAHÍ!
Hamdini sözüme sertac ettim, zikrini kalbime mi'rac ettim, kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum var ettin, varlığından haberdar ettin, aşkınla gönlümü bikarar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim, hidayetine sığındım lütfuna geldim, kulluk edemedim afvına geldim. Şaşırtma beni doğruyu söylet, neşeni duyur, hakikatı öğret. Sen duyurmazsan ben duyamam, sen söyletmezsen ben söyleyemem, sen sevdirmezsen ben sevdiremem. Sevdir bize hep sevdiklerini, yerdir bize hep yerdiklerini, yar et bize erdirdiklerini. Sevdin habibini kainata sevdirdin. Sevdin de hil'at-i risaleti giydirdin. Makam-ı İbrahimden makam-ı Mahmuda erdirdin. Server-i asfiya kıldın. Hatem-i enbiya kıldın. Muhammed Mustafa kıldın. Salat-ü selam, tahiyyat-ü ikram, her türlü ihtiram ona, onun Al-ü Ashab-u et baına ya Rab!
AMÍN...AMÍN...AMÍN...
 

Ey Allah'ım!
Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. Bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulundugun kimselerin yoluna, Gazaba uğramışlarin ve sapmışlarin yoluna değil.
Ey Rabbimiz!
Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizdende sana itaat eden bir ümmet çıkar. Bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et. Zira tevbeleri çokca kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.
Ey Rabbimiz!
Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi eğriltme.
Bize tarafından rahmet bağışla, lütfu en bol olan sensin.
Ey Rabbimiz!
İndirdiğine inandık ve Peygamberine uyduk, şimdi bizi birliğini ve Peygamberlerini tasdik eden sahitlerden yaz.
Ey Allah'ım!
Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma.
Ey Rabbimiz!
Affına sığındık!Dönüş sanadır.
Ey Rabbimiz!
Bizden öncekiler yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme.
Ey Rabbimiz!
Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi Bağışla! Bize acı!
Sen bizim Mevlamızsın.Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!
Ey Rabbimiz!
Íman ettik; Bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!
Ey Rabbimiz!
Günahlarımızı ve içimizdeki taşkınlığımızı bağışla; Ayaklarımızı yolunda sabit kil; Kafirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl!
Ey Allah'ım!
Amellerin hesap olunacağı gün beni, ana-babamı ve mü'minleri bağışla!
Ey Rabbimiz!
Cehennem azabını üzerimizden sav.
Ey Rabbim!
Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle;
Ey Rabbimiz!
Duamı kabul et!
Ey Rabbim!
Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben Müslümanlardanım.
Ey Allah'ım!
Bize, Peygamberlerin vasıtasıyla vaadettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil-rüsvay etme. Süphesiz sen vaadinden caymazsın! Ínsanların dirilecekleri gün, beni mahçup etme.

O gün ne mal fayda verir, ne de evlat.
Ey Rabbimiz!
Bize dünyada iyilik ver,ahirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru!
Allah'ım!
Sen,gökleri ve yeri boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!
Ey Rabbimiz!
Doğrusu sen kimi cehenneme koyarsan, artık onu rüsvay etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.
Ey Rabbim!
Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Ey Rabbimiz!
Bizi inkar edenler icin deneme konusu kılma. Bizi,bağışla!
Yegane galip ve hikmet sahibi,ancak sensin....
Allah'ım!
Ben senden hidayet, takva, iffet ve manevi servet niyaz ederim.
Allah'ım!
Hatalarımı,cehaletimi,yaptığım şeylerdeki aşırılıkları ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affet.
Allah'ım!
Ciddi olarak,şaka olarak,kasten ve hataen yaptığım günahları affet. Bunların hepsi bende var.
Allah'ım!
Yaptığım ve yapacağım,açığa vurduğum ve gizlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affet.Her şeyi yaptıranda,yaptıracak olanda sensin.Sen her şeye kadirsin.
Allah'ım!
Íşlerimde beni günahtan koruyan dinimi benim icin faydalı kıl. Geçimimi temin ettiğim dünyayı bana hayırlı kıl. Son durağım olan ahiretimi de hayırlı kıl. Hayır yaptığım müddetçe ömrümü uzat. Kötülüklerden alıkoymak için de ruhumu al.
Allah'ım!
Senin rızan için Müslüman oldum. Sana inandım, Sana güvenip itaat ettim. Sana yöneldim. Senin icin düsmanlarina düşman oldum.
Allah'ım!
Beni sapıtmadan izzetine sığınırım. Senden başka ilah yoktur. Sen ebedi hayat ile HAY'sın.
Cinler ve insanlar ölürler. Ey kalpleri delaletten hidayete çeviren; Beni Din'inden ayırma.
Allah'ım!
Vücuduma sıhhat ve afiyet ver. Gözlerime sihhat ve afiyet ver. Ve bunu benden sonrakiler de de devam ettir. Senden başka ilah yoktur. Sen Halim'sin,Kerim'sin. Arş'ın sahibi yüce Allah'ı tenzih ederim. Alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun. Rabb'im bana yardımcı ol. Düşmanlarıma yardımcı olma. Bana yardım et,düsmanlarıma etme. Düsmanlarımı şaşirt, beni şaşırtma. Bana hidayet et Hidayeti kolaylaştır. Bana isyan edene karşı bana yardım et.

Rabb'im! Rabb'im!
Beni sana şükreden,Seni anan,Sen'den korkan,Sana itaat eden ve sana yönelen kullarından eyle.Tevbemi kabul et. Günahlarımı affet. Dua'larımı kabul et. Íman ve islam-ı sabit kil, kalbime hidayet et,dilime doğruyu konuştur,kalbimdeki kinleri söküp at.
Allah'ım!
Sen'den Rahmetine ve mağfiretine vesile olan amelleri,bütün günahlardan uzak olmayı,bol bol iyilik yapmayı,Cehennem'den kurtulup,Cennet'e kavuşmayı isteriz.
Allah'ım!
Yaptığımız zulum ve günahları,şaka,ciddi ve kasten işlediğimiz kusurları affet.Bunların hepsi bizde var.
Allah'ım!
Beni en güzel şekilde yarattın, Ahlakımı da güzelleştir.
Allah'ım!
Bana iyi ameller yaptır,kötülüklerden vazgeçir,fakirleri- düşkünleri sevdir,tevbelerimi kabul et.
Allah'ım!
Íhtiyarlığımda, ömrümün sonunda bana, bol bol rızık ihsan et.
Allah'ım!
Borç yükünden ve düşmanların hakimiyetinden sana sığınırız.
Allah'ım!
Verdiğin nimetlerin yok olmasından, lütfettiğin afiyetlerin kaybolmasından, beklenmedik afetlerden ve bütün gazablarından sana sığınırım.
Allah'ım!
Alaca illetinden,delilikten,cüzzamdan ve tehlikeli hastalıklardan sana sığınırım.
Allah'ım!
Kötü günden,kötü geceden,kötü zamandan,kötü arkadaştan,mahalledeki kötü komşudan sana sığınırım. Sen'den başka ilah olmadığı,yedi kat göklerin sahibi ve Yüce Arş'ın sahibi olduğun icin senden istiyorum. Sen her şeye kadirsin..
Allah'ım!
Kur'an dan okuduğumuz herbir cüz karşılığında bize mükafaat, herbir harf karşılığında manevi bir tad ver.
Allah'ım!
Yakarisim Sanadir Ey Rabbim!

Gecelerden sabahalara, karanliklardan güneslere dogru açilan yüreklerimizin perde araliklarindan süzülen nur katreleriyle geldim kapina!Biliyorum, güllerden gecer sana giden yollarI Yakarislarla, dualarla, tahiyyatlarla bezenir.Ey rahmetiyle kalpleri evirip çeviren, Sana kalbimi getirdim.Ey kalpleri nuruyla sarip oksayan! Onulmaz yaralarla kan-revan kalbim avuçlarimda, kapina geldim."Selam olsun ömür seccadesini gönül dergahina serenlere" diyebilmeyi ne çok isterdim, ama biliyorum ne yüzüm var nede hakkim.Ögrendim ki dua, asigin masuguna bir haber salmasidir; gözyaslariyla yazilmis bir mektubu. Ve bir bekleyistir, istiyakla, korkuyla, ümitle bekleyis.Iste, zaman her saniyesini balyozlamaktayken ömrün, verilmemis hesaplarin korkusuyla, titreyen yüreklerimizin bir lahsa umut adina geldik kapina Ah gelebildik mi, bir haber var mi affina dair?Acziyeimi alarak koynuma, bir dervis hirkasiyla, sevgili Eyyüb'unün sabrini yüklenerek gelebilmek isterdim kapina!Meryem örtülerimle örtünebileseydim Tur Dagindaki o ses bir yanki bulabilseydi ruhumda insanligim adina. Önünde bütün ruhumla secde edebilseydim.Yeri gögü bagrina basan Ey Rabbim! Ey gökyüzünü kudretiyle sürmeleyen!Rahmetini serp taslasan gönüllere Ey Rabbim!Sanadir münacatim, yalniz Sana olsun askim lutfeyle!Bir avuç ates böcegi uçuver ne olur zifiri yüreklerimize. Kararan günlerimize, gecelerimize Ve ne olursan ol gel diyen asiklarin hürmetine, ne olur affeyle!Seni aradim durdum gönüllerin yalnizliginda çöllerinin, menzilsiz yollarinda ve bir katre rahmetine muhtaç topraginda. Ah perde, ah sah damarim! Sefkatinin gölgesine siginiyorum Ya Rabbim! Hiçligin zerresinden kavrulmaya can attigim demdir. Vedudsun Iltifatina muhtaciz Ya Rabbim! Tenezzül buyur kulununu münacatina.Dua dua acilirmis Sana giden kapilar. Hüzünlü bir sonbahar günü kapinda yalvarmaya geldim. Senden korkum nar degil, kaybetme korkusudur. Dostu, en sevgiliyi, sila-i rahimi, canani, canda kaybetme korkusu! Umudumsa rizan: iIlahi ente maksudi..Yüreklerimiz ezik Ya Rabbim! Yüzümüz yerde. Kaldirip basimizi sonsuzluga bakmaya yüzümüz yok! Layik olamadik. Pismanligin dehlizlerinde boguluyorken aglayamadik, derinden sessizce Zayif irademizle, alaca karanlik yüreklerimizle bir damla gözyasi getirebilseydik yürekten, ihlas adina. Biliyorum pismanliklara delil kabul ederdinYüregin zayif noktalarinda mahkum oldum nefsimize. Ya Rabbim! Çikar kelepçelerini o aleyhillanenin Çikar ne olur, dostlarinin hatirina.Azad et Ya Rabbim! Süphlerin oyuncagi olmus aklin nezarethanesinden. Kutlu sevdanin gül kokusundan doya doya içir sinelerimize diri meyyitler gibi degil, sirat-i müstakim üzerinde günahlardan nurunla yikanmis olarak yürümeyi nasib eyle.Sehirler, evler mezar oldu Ya Rabbim! Her evden ceset kokulari yükseliyor semaya. Bedenler degil ruhlar ölü. Bizi nurunla dirilmeyi nasib eyle.Biz sanemler insa ettik yüreklerimizde göktelenler boyu. Biz yeryüzü tanrilarinin etegini öptük. Diz boyu battik çirkefine alemin. Sahte dostlari, riyakar asklari çarparak yüzüne insanligin, Sana kosmayi nasib eyle. Tevbe kapilarinin ardina degin açildigi ve meleklerin kanatlariyla yeryüzüne kapandigi günlerin rahmetinde yüzmekteyken edeb askini gönüllerimize nakset.Iste can pazarinda canimizi satmaktayiz, bir iltifatin ugruna.Gülistaninda renksiz, kokusuz bir yaprak olmayi çok görme.Yüce kapinda kitmir olanlardan eyle.Elimizden, yüreklerimizden katran rengi günahlar dökülüyor.Dualari semadan çevrilmeyenler adina, geceleri nurlariyla sabahlara çevirenler adina, samimiyeti nakis nakis ömür gergefine isleyenler adina, tevbe ediyor, af diliyoruz dualarimizla

Ya Rabbim!.. Ben pismanim!.. Ben pismanim!..

                                                                   A. Refik

 

Ey Rabbim!
Ey iyilikleri sonsuz Rabbim! Ben Senin aciz bir kulunum
Ben ki hatalari sevaplarindan çok, Lütuflarin karsisinda nankörlüge dalmis bir zavalliyim.
Sen bütün noksanliklardan uzaksin Sen merhametlilerin en merhametlisisin
Ey Rabbim ! kapina geldim, iyilik diliyorum
Biliyorum ellerim kirli, yüregim kirli Iyi seyler yapmissam bu Senin yardiminladir
Kötü seyler yapmissam bu kendi elimledir Verdisin hastaliklar merhametinin varligini gösteriyor
Musibetlerin Senin adaletindir Ve biliyorum ki beni sefkatinle tokatliyorsun
Ve biliyorum ki bedenlerin ve yüreklerin Mutlak sahibi ve temizleyicisi Sensin.
Ey darda kalmislarin siginagi Ey mutlak güç ve kudret sahibi
Dardayim ve sikintiliyim Çöllesen toprak gibi, çaresizim rahmetine
Rahmetin ve magfiretinle bana can ver Kur'ân'ini, kalbimin nûru, derdimin ilaci yap.
Bütün kalbimle Seni sesleniyorum Bütün hücrelerime Seni anlatiyorum
Biliyorum ben degersizim Biliyorum hersey benden uzaklardadir
Ama Sen adilsin, Sen sâfisin Sikinti ve zorluklar bana dokundu
Ümitsiz degilim ama kalbim kirik Biliyorum ki sen, kalbi kiriklarla berabersin
Rabbim, bu kalbi senden baska onaracak yoktur.
Sana feryat ediyorum Ya Rabb!
Beni esir alan canlilarindan kurtar Görüyorsun ki tükeniyorum
Sana dönecek yüzüm yok belki ama Yüzünü benden çevirme
Beni nurunla nurlandir. Rabbim, beni gazabinla azaplandirma
Iste, bir mecnun gibi geldim kapina Ve dua dua yalvariyorum Sana
Baska çalacak kapim, baska siginacak yerim yok. Belki affa layik degilim biliyorum.
Ama affetmeye layik olan Sensin Bana layik olani degil,
Sana layik olani diliyorum Senden. Görüyorsun ki soluyorum artik
Görüyorsun ki ölüyorum, Aç kapini, ölmeden önce ölmek istiyorum.
Ne vakte kadar açmayacaksin kapini, bilmiyorum ama
Bu kapinin önünde ve ardinda ölecegimi biliyorum. Baska gidecek bir kapim yok çünkü
Günden güne erisem de, hiç ümitsiz olmadim.
Ya Rabbi derdimi biliyorsun
Yüregime esen hüzün rüzgarlarinin getirdigi Acilarimi ve gözyaslarimi biliyorsun
Zayifim, güçsüzüm, hastayim, acizim Ibrahim'i atesten korudun
Yunus'u karanliktan kurtardin Eyyub'a sifa verdin
Biliyorum ben tebligcin degilim Biliyorum ben eksik ve günahkarim
Ama yüregimde, Ibrahim'in atildigi alevler Yunus'un korundugu karanlik,
Bedenimde Eyyub'u yiyen, kurtlar var. Ben muhtacim Sen cömertsin
Dua etme lütfunu bile veren Sensin
Dua kapisini araladin, derman kapisini da arala
Her türlü dertlerinle hastayim Kastim Seni Sana sikayet degil
Hastalik emanetini iade, sifa emanetini talep etmektir.
Sanma ki gözyaslarimi, acilarimi dindirmeni istiyorum
Yaralarimi sarman için Sana yalvariyorum Görüyorsun bu dert dilime düstü, her dem söylüyorum
Kalbime düstü, hüzün doluyorum Dilimin Seni söyleyememesinden
Kalbimin Seninle dolmamasindan korkuyorum Ve Senden dua dua sifa diliyorum.

                                                                                            Yusuf Un


KAYNAK:
http://www.geocities.com/mevlut1tr/dualar/icindekiler.htm

  

ÍNŞAALLAH!   

16/3/2008

AKGELÍN CORBASI

Íste suan itibariyle benim penceremden sokagimizin ve hava durumumuzun hali! Lapa-lapa karla karisik yagmur yagmaya basladi. Íyi de oldu, kac gündür keskin kuru ayazla kavruluyorduk.
Karsimda ki cicekci yazik binbir emekler verip dükkanin önüne de bahar havasi getirmisti ama;((
Burada havalar hala cok sogukve ben sicak corbalara henüz veda edemedim ya da soguk corbalara baslayamadim demeliyim saniyorum.
Bugün benim icin farkli bir tarzda sahip oldugum bir corba tarifiyle geldim size. Nasil mi? Ocaga y.mercimegi koyup  oturmustum PC nin basina. Msn ye bir arkadasim geldi, sohbete daldim ocakta ki mercimegi unuttum. 15 dakika sürmediki benim mercimeklerim kaynaya kaynaya neredeyse püre halini gelmis ve ben de nasil degerlendirebilirim diye düsünürken, birazda robotta püre haline getirdim ve yepyeni bir tarife sahip oldum. Adinida msn de görüstügüm yani bu tarife sebeb olmus olan arkadasimin adini verdim. Íyi ki de sebeb olmussun canimmmm.
Tadi mi? mmmmmmm süper, tavsiye ederim, deneyin derim.


Corbamin adi: AKGELÍN CORBASI



GECELÍM MALZEMELER VE TARÍFE:
  1. 1 subardagi yesil mercimegi iyice pisiriyoruz, robotta püre haline getiriyoruz.
  2. Tencerede 1-2 kasik tereyagi eritip, 1  yemek kasigi unu kavuruyoruz.
  3. Mercimek püremizi tencereye yavas yavas cirparak ekliyoruz ve üzerine 1 ltr.kaynatilmis su ve 1 küp etsuyu  ilave edip karistiriyoruz.
  4. Atesi kisik ayara alip 5 dak. kaynatip, tuzunuda ayarladiktan sonra ocaktan aliyoruz.
  5. 1 tane bassogani incecik kiyip 1 kasik tereyaginda kavuruyoruz, nane, karabiber ekleyip corbamizin üzerine döküyoruz. Sicacik servis yapiyoruz.




AFÍYET OLSUN


13/3/2008

Başımıza gelen 'belalar'ın anlamı nedir?


Uzun veya kısa, yaşamımızda kimi zaman öylesi üzücü olaylar yaşarız ki tüm isyan duygularımız harekete geçer ve bazen haddimizi aşarak “Neden başıma geldi” sorusunu yöneltiriz Yaratan’a! Oysa her musibetin söylediği bir sözde, bir uyarı belki bir öğüt vardır.

 

Bir musibet, bir felâket, bir kaza sonrası insanların olumsuz hallerine şahit oldunuz mu hiç?

Annesini, babasını, eşini ve bilhassa çocuğunu kaybeden mahzun bir yüreğin feryadını dinlediniz mi?

Hani şikâyet, tenkit ve isyan dolu cümleler vardır:

“Bu bela koca dünyada, o kadar kötü insan varken bir beni mi buldu?”

 “Neden benim evladım öldü, neden? Bunca insan içinde niçin o ?”

“Yıllardır bu hastalığın elinden çektiğim cefa kalmadı. Bittim artık…”

“Fakirlik canıma tak etti. Birçok insan çalışmadan sefa sürüyor, ama biz acılar içinde kıvranıyoruz.”

Bu dünyanın adaletsiz olduğunu düşünüyorsak, dertsiz ve tasasız bir hayatın hayalini kuruyorsak bilmeliyiz ki büyük bir yanılgının içerisindeyiz. Yaratılmış her şeyin bir nedeni olduğu gibi başımıza gelen her türlü bela ve musibetin de sıkıntının da bir nedeni, amacı var. Asıl mesele başımıza gelen bin bir türlü sıkıntıları nasıl karşıladığımızdır. Çünkü yaşanılan sıkıntılar kimilerini olgunlaştırıp güçlendirirken, kimilerini zayıflatmakta, hadsizce isyana sürükleyebilmektedir. İşte bu nedenle bela ve musibetleri iyi okumak, insanı bu imtihan dünyasında güçlü ve dirençli kılacaktır.

Etrafımızda şahit olduğumuz ya da bizzat karşılaştığımız olumsuz ve yıpratıcı olayları iyi okuyabilmek için ise maneviyatın son derece güçlü olması, maneviyatın güçlü olması için de ibretlere dikkat kesilerek, yaşanmışları yaşamışçasına idrak etmek gerekmektedir. Bu idrak eksikliğidir ki etrafımızda cereyan eden birçok hadise, uyuyan şuurumuzda etkisiz kalırken, başımıza geldiği zaman ziyadesiyle tahripkâr ve yıkıcı olmaktadır. Dolayısıyla dirençli ve sabırlı olabilmek için bol bol kalbimize ve maneviyatımıza yatırım yapmamız gerekiyor. Hiç şüphesiz, bu anlamda en özel, en önemli yatırım da kudret ve hikmeti sonsuz olan Yaratıcı’yla kurulacak ilişkidir. Bu ilişki sayesinde kendimizi, sınırlarımızı, kudretimizi, acziyetimizi anlayabilecek ve anladığımız oranda da hayata karşı bir konum belirleyebileceğiz.

Böyle bir ilişkiyi ve manevi duruşu en çok peygamberlerde ve peygamberlerin sadık tabilerinde görebiliyoruz. O kutlu insanlar, en büyük felaket ve zorluklara maruz kaldıkları halde güçlü olmayı başarmışlar, başlarına gelen olaylardan hiçbir şikâyette bulunmamışlardır. O insanların tavrı bugün için, yarın için, kısacası dünya döndüğü müddetçe insanlık için, hakikat olan bir ölçüyü bizlere göstermektedir.

İşte, hayatın karşısına çıkarttığı zorlukları ve musibet olarak telakki ettiği olayları anlamaya çalışan eğitimci Yusuf Sönmez, Nesil Yayınları’ndan çıkan “Musibetler Ne Söyler?” adlı kitabında peygamberler ve tabilerinin yaşadığı dünyevî sıkıntıları, Kur’an ve hadisler doğrultusunda hikmet penceresinden tahlil ederek bugünün insanına mesajlar ve ibretler sunuyor.

Örneğin Yusuf Sönmez’e göre hayatta başımıza gelen olumsuzlukların bazı hikmetleri şöyle:

 

1.      Kendi yaptığımız kötülükler sebebiyle olabilir.

Hz. Âişe’ye, “İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve dilediğini bağışlar.” (Bakara: 284) âyetiyle, “Kim kötülük yaparsa cezasını görür.” (Nisa: 123) âyetinin ne demek olduğu sorulduğunda, o da bunu Hz. Peygamber’e daha önce sorduğunu ve şöyle cevap verdiğini nakletmiştir:

“Bu Allah’ın hastalık ve kazadan, cebine koyduğu basit bir eşyanın kaybıyla duyduğu üzüntüye varıncaya kadar maruz kaldığı musibetlerle kulunu (dünyada) cezalandırmasıdır. Böylece kul, peyderpey günahlardan arınmış olarak çıkar, tıpkı ham altının körükten saf kızıl (altın) çıktığı gibi.” (Tirmizi, Tefsir-u Bakara)

 

2. Mü’minin günahlarını temizleyip berraklaştırmak için olabilir.

"Hangi Müslüman’a hastalık (ve bir diken veya daha küçük de olsa eziyet veren bir şey) isâbet ederse, ağacın hazan vakti yaprakları döküldüğü gibi, Allah (c.c.) bu musibetleri onun hatalarına keffâret kılarak günahlarını döker." (Bu­hârî, Merdâ: 13)

"Mü'­­min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü, hatta ufak bir tasa isabet edecek olsa, Allah (c.c.) onun se­be­biyle mü'minin günahından bir kısmını mağfiret buyurur." (Buhari, Marda: 1; Müslim, Birr: 52; Tirmizi, Ce­naiz: 1)

3. Mü’minin cennette derecesini arttırıp, yüksek nimetlere kavuşması için olabilir.

Sabredenlerin mükâfatını, yapmakta olduklarının daha güzeliyle vereceğiz. (Nahl: 96)

"Allah (c.c.) kime hayır dilerse (onun günahlarını bağışlamak ve manevi derecesini yükseltmek için) ona musibet verir." (Bu­hârî, Merdâ: 1)

“Kul, Allah’ın kendisi için takdir ettiği dereceye ameli ile ulaşamazsa, Allah (c.c.), onun canına, malına veya çocuğuna bir musibet verir, o da bunlara sabrederse böylece Allah’ın kendisine takdir ettiği mertebeye ulaşır.” (Ahmet b. Hanbel, Müsned, 5/272)

“Musibetler, yüzlerin karardığı kıyamet gününde sahibinin yüzünü ak eder.” (Taberani, Câmiu’s-Sağîr, 6: 273, Hadis No: 9218)

 

4. İmtihan için olabilir.

“O insanlar sandılar mı ki ‘iman ettik’ demeleriyle bırakılacaklar da imtihana çekilmeyecekler? Doğrusu biz onlardan evvelkileri de denedik. Allah sâdık olanları da muhakkak bilecek, yalancı olanları da...” (Ankebut: 2-3).

“Şüphe edilen altın, ateşle muayene edildiği gibi, insan da bela ile imtihan olur.” (Taberânî)

“Allah’ı ve Resûlünü seven, belaya hazırlıklı olsun, sabır zırhını giysin!” (Beyhakî)

 

Evet, başımıza gelebilecek her türlü bela ve musibetin bir amacı var. Hazırlıklı olup sabır göstermek, imtihanı kazanmamızı sağlayacağı gibi acılarımızı da hafifletecektir. Bu açıdan, peygamberlerin, sahabelerin, âlimlerin yaşadığı imtihan örneklerinin yer aldığı Nesil Yayınları'ndan Yusuf Sönmez'in “Musibetler Ne Söyler?” kitabı, örnek olaylarla, ayetler ve hadislerle, kalbi kuvvetlendirmek ve yaratıcıyla güçlü bir ilişki için son derece faydalı bir eser olarak ortaya çıkıyor.

Tüm imtihanları kazanmak duasıyla…

           
            Kaynak: Kürşat Erkal'ın haberi

WWW.MORALHABER.NET

Hayirli Cumalar ve akabinde cok güzel bir haftasonu tatili dileklerimle...

  

ÍNŞAALLAH!

                

12/3/2008

YESÍL MERCÍMEKLÍ BULGUR PÍLAVI

Bir arkadasin blogunda (canim yaaa kimdi hatirliyamiyorum suan, yayinimi görünce lütfen "bendim"diye yazarsan linkini ekleyecegim!), komsusunda görüp yaptigini okumustum, cocukluk hatiralarima götürmüstü beni. Benim cocuklugumda favori pilavlarimdandi, r.annecigim kis günleri yapardi bu pilavi, kendi kislik hazirligi olan karisik tursu ile servis yapardi cogunlukla. Ben hafif ilikken yogurtla yemeyi cok severdim. Aklima gelmisken yapayim dedim. Hem cok pratik hem de mmm

 

MALZEMELER:

 

1 su bardagi y.mercimek, 2 su bardagi p.bulgur, su, tuz, 2 yemek kasigi tereyagi ve 1cay kasigi kadar karabiber.

 

HAZIRLANISI:

 

Mercimegi 1 ltr. kadar su kullanarak hafif ateste kaynatiyoruz, pisince p.bulgurumuzu ekleyip suyu cekene kadar ateste bekletiyoruz. Tereyagini iyice eritip icine karabiber ekleyerek birkac kez karistirarak kavurup pilavin üzerine döküp karistirdiktan sonra kapagi kapatip 15-20 dak. dinlendirdikten sonra arzuya göre ister salata, ister karisik tursu ile servis yapiyoruz.

 

AFÍYET OLSUN

11/3/2008

COCUKLARIMIZA ÍSÍM VERÍRKEN NELERE DÍKKAT ETMELÍYÍZ!

Cok kiymetli ziyaretcim Hatice hanimefendi ve tüm anne-baba adaylarina;

Öncelikle Allah c.c´dan, bebeginizi hayirli ugurlu kucaginiza almak nasip olsun, Y.Rabbim herkese hayirli evlatlar versin insaAllah diyorum.



Yeni doğan çocuğa kısa bir süre içinde güzel bir isim koymak anne ve babaların en önemli görevlerindendir. Çocuğa konulan isim hem bu dünyada hem de ahirette geçerlidir. Rasulullah (sav) sadece çocukların değil, büyük insanların ismiyle dahi ilgilenmiştir. Kötü bulduğu bazı isimleri değiştirme yoluna gitmiştir. Yine konulması gereken güzel isimler hakkında bilgiler vermiş, zaman zaman bizzat kendileri çocuklara isimler vermiştir.

Rasulullah (sav) güzel isim koymanın önemini şöyle açıklıyor: “Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel yapın.” (1)

Hiç kimse kıyamet günü Allah (c.c.)’ın hoşlanmayacağı isimle O’nun karşısına çıkmak istemez. Öyleyse kötü olan isimlerin çocuklara verilmemesi gerekir.

Rasulullah (sav)’ın isim konusundaki hassasiyetini daha iyi anlamak için şu hadis-i şerifi de görmek lazım. Yahya bin Said (r.a.) anlatıyor: Hz. Peygamber (sav) bol sütlü bir deve hakkında: “Bunu kim sağacak?” diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki, Rasulullah (sav) adama: “İsmin ne?” diye sordu. Adam: “Mürre (acı)” diyince ona “Otur” dedi. Hz. Peygamber (sav) tekrar: “Bunu kim sağacak?” diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti. Hz. Peygamber (sav) ona da: “İsmin ne?” diye sordu. Adam: “Harb” diyince, ona da: “Otur” dedi. Rasulullah (sav): Bu deveyi bize kim sağacak?” diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. O da “Ya’iş” (yaşıyor) cevabını alınca ona “Sen sağ” dedi.(2)

Rasulullah(sav)’ın açıklamalarına göre en güzel isim olarak adlandırılanlardan bazıları şunlardır: Erkek ismi olarak, Abdullah, Abdurrahman, Muhammed, Peygamberlerin isimleri, Hasan, Hüseyin ve diğer İslam büyüklerinin isimleri tavsiye edilen isimlerdir. Kız isimleri olarak da, Aişe (Ayşe), Fatıma, Zeyneb, Hatice, Cemile, Zehra… gibi isimler güzeldir.

Anne ve babalar, çocuklarına isim koyarken anlamsız, hoş olmayan isimlerden kaçınmalıdırlar. İslam dünyasında kullanılan ve anlamı güzel olan isimlere yönelmelidirler. Bu gün her dinin kendine has bir takım isimleri vardır. Müslüman olduğunu iddia eden anne ve babalar da çocuklarının isimlerini bu doğrultuda vermelidirler.

İsim koymada dikkat edilmesi gereken bir diğer konuda, Halk arasında Kur’an-ı Kerim’den isim bulma cehaletidir. Anlamı olmayan yada anlam olarak kötüyü çağrıştıran bir takım isimlerle ilgili olarak “Neden bu ismi koydun?” denildiğin de verilen cevap “Bu isim Kur’an da var” olmaktadır. Mesela, kızlar için kullanılmaya başlanan “Aleyna (Bizim üzerimize), Aleyke (Senin üzerine), Kezban (yalancı) gibi isimler.  Tufan (1. Hz. Nuh zamanında Allah'ın kötülüğe sapmış insanları cezalandırmak için gönderdiği bütün dünyayı su ile kaplayan yağmur. 2. Şiddetli yağmur ve sel demektir, erkek cocuklarina verilen bir isimdir ve uygun degildir.)
Bu tür anlam ifade etmeyen isimlerden kaçınmak gerekir.

1- Ebu Davud, Edeb 69
2- Muvatta, İsti’zan 24

Sadık AKKİRAZ (Kur’an ve Sünnet Işığında EVLİLİK VE MAHREMİYETLERİ) Shf: 334,335,336
kaynak: www.sorularlaislamiyet.com




KIZ COCUKLARI ÍCÍN ÖRNEK:

BELÍNAY
: Ayın gölün yüzeyine yansıması, Peygamber Çiçeği

BETÜL: (Ar.) Ka. 1. Bakire. 2. Erkekten çekinen, erkeklere yaklaşmayan namuslu kadın. 3. Ayrı kök salan fidan. 4. Hz. Meryem'in lakabı. 5. Hz. Muhammed (s.a.s)'in kızı Hz. Fatıma'nın lakabı.

BEYZA: (Ar.) Ka. 1. Daha ak, çok beyaz. 2. Günahtan kaçınmış. Günahla kirlenmemiş.
( BEYZANUR, ELÍFBEYZA olarak tavsiye edilir.)

EBRAR: (Ar.) Er. 1. Hayır sahipleri. 2. İyiler, dindarlar, özü sözü doğru olanlar. Şeş Ebrar: Altı hayır sahibi, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin.

ELİF: (Ar.) Ka. 1. İslami alfabenin ilk harfi. Ebccd hesabında değeri birdir. 2. Musikide "la" notasını ifade için kullanılır. 3. Ülfet eden, dost, tanıdık. 4. Alışmış, alışkın, alışık. - İki kelimeli isimler yapılabilir (ELÍFBEYZA, ELÍFNUR olarak tavsiye edilir.)

NİSA: (Ar.) Ka. 1. Kadınlar. 2. Kur'an-ı Kerim'in 4. suresi
(NISANUR olarak tavsiye edilir..)

FEYZA: (Ar.) Ka. 1. Suyun taşıp akması. 2. Bolluk, çokluk, verimlilik, fazlalık, gürlük, ilerleme, çoğalma. 3. İlim, irfan. 4. Feyz ile dolu olan.
(FEYZANUR olarak tavsiye edlir.)

NUR: (Ar.) Ka. 1. Aydınlık, parıltı, parlaklık, niran. 2. Mekke'deki Hıra dağı. Işığın bir şeye yansımasından meydana gelen parlaklık. Zünnureyn: Hz. Peygamberin 2 kızıyla evlendiği için Hz. Osman'a verilen unvan, onur sahibi. Kur'an-ı Kerim'in 24. suresinin adı.

RAVZA: (Ar.) Ka. - Çimeni, ağacı bol olan yer, bahçe. Ravza-i Mutahhara; Rasulullah'ın medfun olduğu mekan. RAVZANUR olarak tavsiye edilir.

SÜMEYYE: (Ar.) Ka. - İslam'ın ilk şehidi. Ammar b. Yasir'in annesi ve ilk müslüman olan hanım sahabelerden.



ERKEK COCUKLARI ÍCÍN ÖRNEK:

BEHRAMŞAH: (Fars.) Er. 1. (bkz. Behram). 2. Gazne sultanı. 3. Kirman Selçukluları hükümdarı.. 4. Eyyubilerin büyük şairi.

EBUBEKİR: (Ar.) Er. - Deve yavrusunun babası. - Hulefa-i Raşidin'in ilkidir. Hz. Ebubekir'in lakabı. Rasûlullah (s.a.s)'ın nübüvvetinden önce de sonra da en yakın arkadaşı olmuştur.

EBU EYYÜB EL-ENSARİ: (Ar.) Er. - Asıl adı Halid b. Seyd'dir. Sahabedendir. Rasûlullah Medine'ye geldiğinde ilk önce onun evinde misafir oldu. İstanbul'a kadar gelip Bizanslılarla savaştı. (EYYÜP-ENSAR olarak tavsiye edilir.)

EYÜB: (Ar.) Er. 1. Sabırlı. 2. Dönen, pişman olan, günahlarına tevbe eden demektir. Kur'an'da adı geçen peygamberlerden. Güzel sabır sahibi. Allah'ın imtihanına güzellikle sabredip mükafat ve ihsana ulaşmıştır. -Türk dil kuralı açısından "b/p" olarak okunur.
(EYYÜP-ENSAR olarak tavsiye edilir.)

ENES: (Ar.) Er. 1. İnsan. 2. Enes b. Malik: (Basra 709). Rasûlullah (s.a.s)'den çok hadis nakleden sahabelerdendir. Hicretten sonra annesi onu, 10 yaşındayken Rasûlullah (s.a.s)'ın hizmetine vermiştir. Rasûlullah (s.a.s)'ın vefatına kadar yanında kalmıştır. 97-107 yaşına kadar yaşadığı rivayet edilmektedir.

FARUK: (Ar.) Er. 1. Haklıyı-haksızı ayırmakta güçlü olan. 2. Doğruyu yanlıştan ayıran. 3. Keskin. - Hz. Ömer'in lakabı; haklıyı haksızdan ayırederek adaleti tam yerine getirmekte ün kazandığı için "Faruk" kelimesiyle adlandırılmıştır.
(ÖMERFARUK olarak tavsiye edilir.)

HALİL: (Ar.) Er. - Samimi dost, Allah'ın dostu.

ÍBRAHİM: (Ar.) Er. 1. İnananların babası. 2. Hakların babası. 3. Kur'an'da ismi geçen İbrahim peygamber.
(HALÍLÍBRAHÍM olarak tavsiye edilir..)

ÖMER: (Ar.) Er. - İslam Devleti'nin II. Halifesi Ömer b. Hattab. Dünya durdukça adaletinden dolayı ondan bahsedilecek. Cennetle müjdelenmiştir. Hak ile Batılı çok iyi ayırt edebilen bir alim olduğu için Ömeru'1-Faruk adını almıştır.


Daha pekcok anlami güzel olan isimler saymak mümkün elbette, umuyor ve diliyorum ki beklentinize karsilik verebilmisimdir.

Daha genis bilgi icin asagida verdigim linke tiklayiniz.

kaynak: http://cocuk_ve_isimler_sozlugu/isim_anlamlari


10/3/2008

LAHANA SALATASI


 MALZEMELER:

Beyaz lahana, yogurt, sarmisak, ceviz, siviyag, pulbiber ve tuz.

HAZIRLANISI:
Lahanayi varsa robotta yoksa elimizde incecik kiyiyoruz-(rendeliyoruz), sarmisakli yogurt ve bir bez arasinda oklava yardimiyla kücük parcalar haline getirilmis cevizi ekliyor, tuzunu da ayarlayip karistiriyoruz. Üzerine 1 yemek kasigi siviyagda pulbiberi kizartip döküyoruz ve buzdolabinda ½ saat kadar dinlendirdikten sonra servise sunuyoruz.

AFÍYET OLSUN

7/3/2008

YEMEK ADABI

Cok kiymetli ziyaretcim Hatice hanimefendiye;

Öncelikle Allah c.c´dan, bebeginizi hayirli ugurlu kucaginiza almak nasip olsun insaAllah diyorum. Yorumunuzu okuyunca ilk aklima gelen kiz cocugu icin: RavzaNur, erkek cocugu icin: EyüpEnsar geldi. Fakat sizin icin arastirip anlamlariyla birlikte birkac isim daha yazmak isterim. Selam ve dua ile...


Allah c.c, insanı adeta bütün varlıkların merkezine yerleştirmiş. Canlı ve cansız her şeyi onun etrafında pervane etmiş. İnsanlık aleminin merkezine de rızkı koymuş. Tüm insanları rızkın etrafında döndürüyor.

 


İnsana verilen bunca yetki ve gösterilen bunca özenin de, rızka muhtaç yaratılıp bir ömür boyu onun peşinden koşturulmasının da temel amacı şükürdür. Şükür, muhtaç olduğumuz maddî ve manevî her türlü rızkın kimin tarafından gönderildiğini bilmek, O'na yürekten minnettarlık duymak, bunu yeri geldiğinde ifade etmek, sağladığı her türlü imkan ve enerjiyi O'nu hoşnut edecek şekilde kullanmaktır.
Bu temel ölçüyle, yeme içme adabının ana hatları ortaya çıkar. O da, istifade edeceğimiz bir nimeti, elimize aldığımız bir rızkı Allah'ın adıyla yemeye başlamak; nimete saygılı olmak, taşıdığı sanat incelikleri üzerinde tefekkür, yedikten sonra da Allah'a hamd etmektir.
İkinci önemli adabı, yeyip içtiklerimizin helalden olmasıdır. Bu da hem dinen kullanımı yasak olmaması, hem de hakkımız olmasına bağlıdır. İslamî usullerle kesilmemiş hayvan eti, domuz ve diğer yenmeyen canlılardan beslenmek ve şarap içmek yasak olanlara örnektir. Allah'ın yer yüzünde bizim için serdiği nimet sofrası gerçekten çok geniştir. Helal olanlar, yasaklardan mukayeseye gelmeyecek kadar fazladır. Yasak edilenler de, bildiğimiz ve bilemediğimiz zararlarından dolayıdır. Helal dairesi her türlü ihtiyaç ve arzumuza yetecek kadar geniştir. Harama girmeye hiç gerek yoktur. Aslında helal olmakla birlikte, başkalarının hakkı olan şeylerin, rızaları alınmadan yenilip içilmesi de haramdır.
Konunun diğer temel bir adabı da, yeyip içerken, aşırıya kaçmamaktır. Fazla kullanım gibi, gereğinden az kullanım da doğru değildir. Bu hem tıbben, hem de ahlakî açıdan uygun görülmemiştir. İbadet düşüncesiyle de olsa gereğinden az beslenmek doğru değildir. Peygamberimiz, ömür boyu her gün oruç tutmayı uygun görmemiştir. Ayrıca, midenin üçte birinin yemeğe, üçte birinin suya ayrılmasını, diğer üçte birinin ise boş bırakılmasını tavsiye etmiş, tıka basa yemeyi onaylamamıştır. İyice acıkmadan sofraya oturulmamasını, oturunca da tam olarak doymadan kalkmasını tavsiye etmiştir.

Peygamberimiz, bu konuda da bizim için güzel bir örnektir  : 
 

Hadis kitaplarından öğrendiğimize göre, Hz. Peygamber’in sofrası çok çeşitli yemeklerden meydana gelen zengin bir sofra değildi. Sade bir hayat yaşadığı için sofrası da sadeydi.

O, yemek için yaşamaz, yaşamak için yerdi. Eve geldiğinde yemek yoksa bunu problem etmez, bazen bir iki hurma ile yetindiği olurdu.
Hz. Peygamber, günde iki kere yemek yerdi. Az yemeyi tavsiye ederdi. Haram olan yiyecek ve içecekler hâriç, diğer yiyecekleri yerdi. Sadece et veya sadece sebze yemek gibi tek yönlü beslenmezdi. Bazı yemekleri daha çok sevse de,
hiçbir yemek için "sevmiyorum" ifadesini kullanmazdı. Yemek davetlerine katılırdı.  

Yemeğe başlamadan önce ve yemekten sonra ellerini yıkardı. Besmele ile başlar, uygun ve kısa bir dua ile bitirirdi. Sağ eliyle yerdi. Sol eliyle yiyenleri ikaz ederdi. Ortaya konulmuş yemeğin, kendi önüne gelen kısmından yerdi. Yemek yerken sağa, sola dayanmaz, yaslanarak yenilmemesini tavsiye ederdi.

Yüzü koyun uzanarak yemek yemeyi yasaklardı. Yemeğin israf edilmesini menederdi. Soğan, sarımsak gibi kokusu başkalarını rahatsız eden yiyecekleri yedikten sonra toplum içine girmeyi hoş karşılamazdı. Yemeğe ve suya üflemeyi yasaklardı. Yemeğin çok sıcak yenmemesi gerektiğini söylerdi. Yemek ve su kaplarının ağzını kapatmayı tavsiye ederdi.  

Aile fertlerinin yemeği bir arada yemelerini tavsiye eder ve beraber yenen yemeğin bereketli olduğunu belirtirdi. Aşırıya kaçmadan konuşup sohbet ederdi.


Bu ve benzeri sünnetlerinden hareketle yeme içme adabı şöylece sayılmıştır:
1. Yemekten evvel ve sonra elini yıkamak,
2. Yemeği kendi önünden almak,
3. Sağ eliyle yemek,
4. Lokmayı ağza göre almak ve iyice çiğnedikten sonra yutmak,
5. Lokmayı yutmadıkça ikinci lokmaya el uzatmamak ağzında lokma ile konuşmamak, 6. Suyu içmeden evvel bardağa bakmak,
7. Suyu bir solukta içmemek,
8. Bardağın içine nefes vermemek,
9. Başkalarını tiksindirecek söz ve hareketten kaçınmak,
10. Başkasının lokmasına ve yediğine bakmamak,
11. Lokmayı ağzına korken kafasını tabağa doğru uzatmamak,
12. Yemekte israf etmemek, lokmasını ve aldığı yemeği bitirmek,
13. Ağzından birşey çıkarmak gerektiğinde yüzünü sofradan çevirmek ve sol eli ile almak,
14. Dişleriyle koparmış olduğu lokmayı yemeğe batırmamak.
15. Helâlinden, temiz yemek ve Allah'a şükretmek,
16. Sofra sahibiyse, utanmamaları için herkes yeyip bitirmedikçe sofradan el çekmemek ve kalkmamak (az yiyen biriyse ağır yemeli v